|
|
|
|
DALAN GUDİK DIRMANİR
Omuzları tilki kürklü bir
hanımefendi Cumhuriyet caddesinde yürürken dadaşım yanına gelir: -
Baci ,baci dalan gudik dırmanir. Kadın kendisine laf atıldığını
düşünerek: -Terbiyesiz, der. Dadaşım bozulur : - Benene kıtlarsa
kıtlasın !
|
|
|
CERİYAN Neriman Hanıma gelen misafir, evin kızını
ortalıkta göremeyince sormuştu: -Ayşe nerede, göremedim? Ev sahibi
hava akımını kastederek: -Geçen gün sizin evde ceriyana kapılmış, hesde
yatir içerde. Bu söz üzerine misafir hanım öfkeyle: -Viyh torpah
başıma, bizim evde ceriyan ne arir? Sen de bülirsen ki biz kaz lambasi
gullanirih!
|
|
|
HURDA
NENE
Çeşitli
hastalıklar, kazalar geçirmiş, bir gözünü kaybetmiş, romatizmadan beli
bükülmüş, parmakları çarpılmış olduğundan mahalleli bu yetmişlik ihtiyara
Hurda Nene adını takmıştı. Rahmetli o haliyle bile herkesle şakalamayı,
espri yapmayı severdi.Hastalanmış ,hastaneye kaldırılmıştı.
Sabahleyini, nabzını ve ateşini kontrol eden doktor der ki: -Teyze
maşallah çok iyisin. Nabız normal, ateş de yok. Vücut sıcaklığın 37
derece.Tohtor beğ oğlum, der Nene, bir türli ıssınamirem. Soyuhdan
donirem. sen o otuz yedi dereceyi kırka elliye çıkart. Ücreti mühüm
değil.
|
|
|
SUÇUMUZ
NE?
-Aman terpetme gurban
olim, frennerim dutmir. -Senin farların da kırık? -Mehellenin
pijleri... -Silecekler de yok?! -Vış, ahan ben de yeni
gördüm. -Ehliyet ruhsat lütfen. -Vallah rühset yok, ne yalan diyim.
Ehliyet de emim de. -Peki, sana elli lira ceza yazıyorum. -Gurban
olim polis bey, ahan vermesine verah da, suçumuz
ne?
|
|
|
DUA Erzurumspor
yenilirse küme düşecek, berabere kalır ya da yenerse ligde kalacaktır.
Hoca'dan dua etmesini isterler: - Hocam bi dua et de takım yensin, heç
degilse berabere galsın. Hoca dua eder. Maçın 90 dakikası berabere
biter ama Erzurumspor uzatmalarda bir gol yer ve küme düşer.
Taraftarlar: -Ne biçim dua ettin" diye Hoca'ya çıkışırlar. Hoca: -
Ula uşah ben 90 dekke için dua ettim. Ne bülim gavat
uzadacah!.
|
|
|
HEÇ BELLİM
OLMAZ
Tortum'lu iki kardeş, yan köyden
kız kaçırmış, kendi köylerine dönüyorlardı. Arazi malum patika! Büyük
kardeş önde kız ortada küçük kardeş arkada. Kız hangi kardeşe
kaçırıldığını merak edip arkadaki küçüğe yanaştı ve sordu: -Bahasan
beni hangüze kaçırdıııız? Küçük kardeş şöyle bir bıyıklarını burduktan
sonra : -Orası heç bellim olmaz! Hele bir eva
gidah!
|
|
|
EHMED
Bir
zamanlar yol vergisi vardı. Ya yol vergisi vereceksin ya da yol işinde
çalışacaksın. İki Tortumlu hem vergi verememiş hem de işten kaçmışlardı ki
yolda jandarmayla karşılaştılar. -Dipkoçanızi verin
bahim!-Yohdur.-Adın ne?Tortumlu, arkadaşının gözlerine bakıp
bir işaret verdi. Adlarını da söylemezlerse kurtulacaklardı. -Ola
benüm adım neydi Memmed? -Ben ne bülim Ehmed!
|
|
|
ENDÜRDÜÜÜÜZ
Tortum köylerinden birinde yatsı namazını on rekat
kılıyorlarmış. Bağ bahçe işlerinde yorulduklarından bu bile fazla
geldiğinden on rekatı daha aşağı indirmek için Müftüye bir heyet
gönderirler. Köylüler derdini anlatır ama Müftünün cevabı açıktır:-On
rekattan başka üç rekat da vitr-i vacip kılacaksınız. Aşağısı hiç olmaz.
Heyet köye dönerken köylüler de hayırlı bir haber almak için mezalığın
yanına kadar gelmişlerdir. İçlerinden biri heyet uzaktan
bağırı: -Endürdüüüüüz?!-Poh endürdüh, üçde fıtrifıcır kılacayuh!
|
|
|
BEDİRA
Radyo yeni icat edilmişti.
Köyün birinde evdeki radyoya büyük hoperlörlerden birini bağlayıp dış
duvara asmışlardı. Oradan geçen köylü çalan müziği dinlemiş
dinlemiş hayretle: -İcatta icat gardaş, bedira da
gonişir!
|
|
|
BENNEM DAĞLARI
Erzurum’un
en yüksek dağları hangisidir, yazılı sorusuna bir
öğrenci “bennam dağları“ cevabını yazmıştı.
Öğretmen sınıfta çocuğu kaldırıp sordu : -Oğlum nereden
çıkardın Bennam dağlarını? Erzurumlu olmayan öğrenci mahcup
bir edayla : -Öğretmenim, soruyu bilmeyince yanımdakine sordum
“BENNEM“ diye cevap verdi. |
|
|
VIŞŞŞ SENE
NE
Trafik lambaları şehre
yeni konulmuş.Trafik polisi kırmızı ışıkta geçen teyzeyi
durdurur: -Teyze teyze dur nereye gidiyorsun? Vışşşş devamsız, sene
ne? Eltimgile gidirem, erimin de heberi var!
|
|
|
BEN
DİYİREM
Tortum'un köylerinden birine Kaymakam bir köprü
yaptırır. Ancak köprü biraz alçak olduğu için buradan geçen eşeklerin
kulaklarına sürtünür.Tortumlu da eline bir bıçak alarak eşeğin
kulağının sürtündüğü yerleri oymaya başlar. Tam bu sırada Kaymakam yanına
gelir ve niye köprüyü oyduğunu sorar. Tortumlu da eşeğinin kulakları
sürttüğü için bunu yaptığını söyleyince Kaymakam:-Köprüyü oyacağına
eşeğin ayaklarına gelen yeri kazısana,der. Tortumlu şöyle bir
bakar:-Bir de ohumuş adamsan Gaymagam beg, ben diyirem gulahlari...
sen diyirsen ayahlari!
|
|
|
YOLÇİ
Saf bir Erzurum'lu
şehirlerarası otobüs yolculuğu yaparken mola yerinde otobüsünü şaşırmıştı.
Anonsu duyunca kalkmakta olan otobüsten içeri dalıp seslendi: -Dadaşlar
hele bir bahın ben bu otobusun yolçusu miyam?
|
|
|
FARZET Kİ
Erzurum’da
birisi tanıdık bir köylü dostuna misafirliğe gider. Ev sahibi
izzet ikramda bulunur. Yemekten sonra misafirin önüne bir kalbur
yer elması getirir. Bu kadar çok ikramdan mahcup olan misafir : -Ağa
ne zehmet ettin, bunlara ne lüzum vardi, deyince, köylü: - Ne zehmeti
efendi farzet ki müsürlüge töhmüşem öküzler yiyir
! |
|
|
NE TİLKİSİ
Tebrizkapı
civarında bir camide müezzinlik yapan Emin Hafiz, darlandıkça uydurduğu
firkete ile yardım kasasından kağıt paraları aşırmaktadır.İmam Efendi,
kasadan sürekli bozuk para çıkmasına bir anlam veremez ve işi kolaçan
ettiğinde durumu anlar. Münasip bir lisanla bunu Emin Hafiz'e
söyler:-Hafiz, diyirem ecep bu kasaynan bir tilki mi
oynir? Tilkiliği kendine yediremeyen Emin Hafiz, elini yumruk yapıp
göğsüne vura vura: -Ne tilkisi Hocam, bu aslan bu
aslan! |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|